Giriş

Evrim, hiç şüphesiz ki üzerinde en çok tartışılan konulardan biri olmuş ve bunun doğal bir sonucu olarak da hakkında bilinen doğruların yanı sıra sayısız yanlış bilgi ve anlayış da ortaya çıkmıştır.

Bilim camiasında yapılan ve hedefi evrim olgusunu aydınlatmak olan bilimsel tartışmalar bir kenara bırakılacak olursa; toplumdaki evrim tartışmalarının temelinde, evrimin bilimsel mahiyetinin bilinmemesi ve akılcılıktan uzak bir din-bilim çatışması yatmaktadır. Bununla birlikte, evrim hakkındaki yanlış anlayışlara neden olan önemli bir husus ise hipotez, teori ve yasa kavramlarının yanlış bilinmesidir.

Bu yazı, evrim ve evrimle ilişkili olarak hipotez, teori ve yasa kavramlarını açıklamayı amaçlamaktadır.

Evrim ve Hipotez, Teori, Yasa Kavramları

Evrim, popülasyonların kalıtsal özelliklerinin nesiller boyunca geçirdiği değişimdir (Futuyuma, 2013/2023). Popülasyon ise aynı türe ait organizmalardan oluşan bir topluluktur. Buradaki önemli bir husus, evrimin “popülasyonlarda” ve “nesiller boyunca” gerçekleşen bir değişim olmasıdır. Bir organizmanın ömrü boyunca geçirdiği değişimler evrim değil, gelişimdir. Evrimden söz edilebilmesi için, değişimin popülasyonlarda ve nesiller boyunca gerçekleşmesi gerekmektedir.

Evrimsel değişimin nesiller boyunca gerçekleşen bir olgu olması, bu değişim sürecinin doğrudan gözlemlenmesini zorlaştırmakta ve hatta imkânsız hâle getirmektedir. Buna karşın, ömür uzunluğu kısa olan canlılarda bu evrimsel değişim sürecini doğrudan gözlemlemek mümkün olabilmektedir. Söz konusu canlılara Reece (2010/2017)’ten bir örnek verilebilir: Jadera haematoloma.

Bitki tohumlarıyla beslenen bir hemipter türü olan Jadera haematoloma, meyveyi delip tohumlara ulaşmayı sağlayan bir “gaga” yapısına sahiptir. Güney Florida’da bulunan yerli Cardiospermum corindum türü balon asması bitkisinin tohumlarıyla beslenen bu hemipterlerin gaga uzunluğu, Orta Florida’da bulunan ve bölgeye Asya’dan getirilen Koelreuteria elegans türü sarısalkım bitkisinin tohumlarıyla beslenen diğer türdaşlarının gaga uzunluğundan daha büyüktür. Araştırmacılar; balon asması tohumlarıyla beslenen hemipterlerin daha uzun bir gagaya sahip olmasının nedeninin, söz konusu bitkinin tohumlarının meyvede daha derinde bulunması olduğunu fakat sarısalkım tohumlarının meyve yüzeyine daha yakın olması nedeniyle, bu bitkinin tohumlarıyla beslenen diğer hemipterlerin gagalarının daha kısa olduğunu öne sürmüştür. Nitekim; Louisiana, Oklahoma ve Avustralya’ya sokulan ve yerli bitkilerin meyvelerine kıyasla daha büyük meyvelere sahip olan bitkilerin etkisiyle, söz konusu bölgelerdeki hemipterlerin daha uzun bir gagaya sahip olma yönünde evrimleşeceği öngörüsü de gerçekleşmiştir. Üstelik, Orta Florida’daki sarısalkımların bölgeye yalnızca 35 yıl önce getirildiğini de belirtmek gerekir. Verilen bu örnek, evrimsel değişimlerin aslında ne kadar kısa bir sürede dahi gerçekleşebileceğinin ve bunun doğrudan gözlemlenebileceğinin önemli bir göstergesidir.

Hemipter örneğinin yanı sıra; antibiyotik kullanımına bağlı olarak bakterilerde ortaya çıkan antibiyotik direnci, pestisit kullanımına bağlı olarak ekin zararlılarında ortaya çıkan pestisit direnci gibi örnekler de mevcut olup bu örneklerin sayısının artırılması mümkündür.

Yukarıda verilen örnekler, “popülasyonların kalıtsal özelliklerinin nesiller boyunca geçirdiği değişim” şeklinde tanımlanan evrim olgusunu gözler önüne seren somut örneklerdendir ve evrim, bu hâliyle bir doğa yasasıdır. Doğa yasaları, evrenin mevcut yapısı değişmediği sürece değişmeyecek olan doğa olgularını ifade eder ve söz konusu doğa olgularının bir betimlemesinden ibarettir. Bu bakımdan, “popülasyonların kalıtsal özelliklerinin nesiller boyunca değişim geçirmesi” olgusuna “evrim yasası” denir. Bununla birlikte, bu yasanın bir betimlemeden ibaret olup evrime dair bir açıklama getirmiyor olması nedeniyle, evrim yasasının açıklanması için bir teoriye ihtiyaç vardır. Evrim yasasına getirilen bu açıklamalar bütününe ise “evrim teorisi” denir.

Evrim teorisinin bir “açıklamalar bütünü” olması, evrim yasasına çeşitli yönlerden açıklamalar getiren hipotezleri içermesi nedeniyledir. Hipotezler, hakkında açıklama getirilmek istenen bir konuyla ilgili sorulan sorulara verilen ve geçerliliği bilimsel çalışmalarla sınanan cevaplardır. Araştırılan konu hakkında ortaya atılan ve sınamalardan başarıyla geçen hipotezler, ilgili konu hakkında bir teorinin oluşmasını sağlar. Dolayısıyla, yaygın olarak bilinenin aksine; hipotezler ispatlanınca teori, teoriler ispatlanınca yasa olmaz. Sınamalardan başarıyla geçen hipotezlerle bir teori oluşturulur ve bu teori de bir yasayı açıklar. Bu bakımdan; hipotez, teori ve yasa kavramları bir bütünlük arz eder.

Teoriler, ortaya çıkabilecek yeni bilimsel verilere bağlı olarak zayıflayabilir veya güçlenebilir. Bu durum, teoriyi oluşturan hipotezlerin sağlamlığına bağlıdır. Zayıf verilere dayanan hipotezlerle inşa edilmiş bir teorinin çürütülmesi daha kolay, sağlam verilere dayanan hipotezlerle inşa edilmiş bir teorinin çürütülmesi ise bir o kadar zor olacaktır. Kendisini oluşturan hipotezlerin sayısı ne kadar çok ve sağlamlıkları da ne kadar iyi olursa, teori de o kadar güçlü olur ve geçerliliğini korur.

Bilim insanlarının 150 yıldan fazla bir süredir yapmakta olduğu sayısız deney ve gözlemin süzgecinden başarıyla geçen, elde edilen yeni veriler ışığında her geçen gün daha da gelişip güçlenen ve son derece yüksek açıklama gücüyle biyoloji biliminin omurgasını oluşturan evrim teorisi; tıptan biyoteknolojiye, robotikten mühendisliğe kadar birçok alanda uygulamaları da olan oldukça güçlü bir teoridir.

Bilim camiasında, evrimin gerçek olup olmadığı değil; evrimin nasıl işlediği, süreçte hangi unsurların nasıl etkili olduğu, farklı türlerin birbiriyle olan akrabalık derecelerinin ne olduğu ve bu türlerin sınıflandırılmasının nasıl yapılacağı gibi özel konular tartışılmaktadır. Bununla birlikte, “teori” örneğinde de olduğu gibi, kavramların halk ve bilim nezdindeki karşılıkları da farklılık arz edebilmektedir. Bu bakımdan, halk arasında tartışılan konu ve kullanılan kavramlar ile bilim camiasında tartışılan konu ve kullanılan kavramlar arasındaki mahiyet farkının bilinmesi elzemdir.

Kaynaklar

Futuyuma, D. J. (2023). Evrim (E. D. Özsoy, Çev. Ed.). Palme Yayıncılık. (Orijinal eserin basım tarihi 2013)

Reece, J. B., Urry, L. A., Cain, M. L., Wasserman, S. A., Minorsky, P. V. ve Jackson, R. B. (2017). Campbell Biyoloji (E. Gündüz ve İ. Türkan, Çev. Ed.). Palme Yayıncılık. (Orijinal eserin basım tarihi 2010)